Angel profil fotoğrafı

@Angel

Simurg masalına az çok hepiniz aşinasınızdır; yüz binlerce kuşun, içinde bulundukları o karmaşa, kaos ve adaletsizliklerden sıyrılma uğruna verdiği o destansı mücadeleye... Aslında herkes bir kurtuluşu arzular, herkes bir umudun gölgesine sığınmak ister. Çünkü insana yaşama gücünü veren şey kurtuluşun kendisi değil, ona giden yolda ışık olan en küçük umut kırıntısıdır. O kuşların da kalbinde tek bir umut vardı: Kaf Dağı'nın ardında yaşayan, kimsenin görmediği ama varlığından zerre şüphe duymadıkları o bilge kuş... Simurg.

Yola çıkmayı herkes arzular, cesaret etmeyi de büyük bir çoğunluk başarır; fakat asıl mesele, o yolda kalabilmektir. Her yol kendine göre zordur ama Kaf Dağı’na uzanan patika bir hayli meşakkatlidir. Aşılması gereken, her biri ölümcül yedi zorlu vadi bekler kuşları. Tüm bu riskleri göze alan on binlerce kuş kanatlanır. Ne var ki, her kuşun ayağına dolanan, onu aşağı çeken bir vadi olur elbette; birçoğu kendi içsel savaşında yenik düşer ve rüzgarda savrulur.

Tüm bu vadilerin arasında beni en çok düşündüren ve sarsan, her zaman Hayret Vadisi olmuştur. Koca koca fırtınalarla savaşan o güçlü kuşların, ufacık yanılsamalarda boğulması; gerçek olmayan algılara kapılıp yönlerini kaybetmesi hep derinden etkilemiştir beni. İşin en çarpıcı yanı da bu vadiyi mantıkla aşmanın imkansız oluşudur. Çünkü orada zihin, kendi hücrelerine savaş açar; kendi içindeki karanlığa meydan okur. Hayret Vadisi, o yanılgılarla çarpışarak değil, aksine hepsine sırt çevrilerek çıkılan bir yerdir. Tüm yanlışları, bütün doğruları susturup, sadece kendi yolunda inatla ilerlemekle aşılabilen bir engel... Bu algılara ve yanılsamalara boyun eğmeyen her kuş, benim gözümde Yokluk Vadisi'yle de başa çıkmanın bir yolunu mutlaka bulur.

Günün sonunda yol, on binlerce kuşu kendi potasında eritmiştir. Birçoğu egosuna yenik düşmüş, kimi ise yola çıkış amacını, kendi doğrularını unutarak elenmiştir. Geriye yalnızca otuz kuş kalır; Kaf Dağı'nın ardına, o kutsal zirveye ulaşabilen otuz yorgun kuş... Fakat o dağın ardında ne ihtişamlı bir taht vardır ne de yaraları saracak bilge bir kral. Var olan tek şey, dev bir aynadır. Yani yolun sonu, dönüp dolaşıp yine kendinize, sizi siz yapan değerlere çıkar.

Tüm savaşları vermiş, yorgun, kanadı kırık ve inançlarını kaybetmenin eşiğine gelmiş otuz kuş... Aradıkları o muhteşem kurtarıcı, o mutlak bilgelik ve özlemini duydukları adalet aslında bir başkası değildir. Yolun tüm zorluklarına, insanların bencilce hareketlerine ve yaşadıkları onca hayal kırıklığına rağmen pes etmeyip yolu tamamlayan kendileridir.

Bu yüzden; inanmaktan asla vazgeçmeyin. Gerekirse defalarca kırılın, umudunuzu kaybedin, çamura bulanın... Ama günün sonunda kimsenin sizi kurtarmaya gelmeyeceğini bilerek çıkın yola. kimse sizi kasten üzmek istemiyor aslında; sadece herkes kendi içindeki o derin yarayı korumanın derdinde.
11 beğeni0 yorum