@Dolunayım
Kafesin Kapısını Açıp İçeriden Kilitli Tutanlar
Bana "neden uçmuyorsun" diye soruyorlar.
"Kanatların var, gökyüzü orada, herkes bulutların arasında kendine bir yol çizdi, sen neden hala yerdesin?" diyorlar.
Söyledikleri o kadar doğru ki, kendi içimde haklı buluyorum onları.
Sonra bakıyorum; dışarıda hayatın sesine, kalabalığın ritmine, arkadaşlıkların sıcaklığına... İçim gidiyor. Bir adım atıp eşiğe çıkmaya yeltendiğimde ise tanıdık bir ses yankılanıyor odamın duvarlarında: "Otur oturduğun yerde, daha yapacak işlerin var."
Bazen hayat, sizi bir kafesin içine koyup kapısını ardına kadar açan ama aynı zamanda "sakın çıkma, çıkarsan düzen bozulur" diye gözdağı veren bir bilmece gibi. Çıkmazsan "neden burada paslanıyorsun" diye suçlanıyorsun; çıkmaya kalkarsan "buradaki sorumluluklarını kim bırakıp gidiyor" diye yadırganıyorsun.
Anladım ki; herkesin "yürü" demesi, gerçekten gitmenizi istedikleri anlamına gelmiyormuş. Bazıları, sizin olduğunuz yerde, sadece onların çizdiği sınırlar içinde kalmanızı izleyerek kendilerini güvende hissediyor.
Şimdi odamın camından dışarıyı, o hiç gidemediğim ama hayalini kurduğum sokakları izliyorum. Yazdığım satırlarda, kurguladığım karakterlerin dünyasında kendime o özgürlüğü tanıyorum. Çünkü gerçek dünyada kapılar kilitliyse, kalemimle kendi gökyüzümü çizerim.
Belki bir gün, eşiği geçmek için kimsenin onayına ihtiyaç duymadığım o vakit gelir. O zamana kadar, duvarlarıma kendi hayallerimi resmetmeye devam edeceğim.
Peki sizce, uçmamızı isteyenler mi daha çok korkuyor kanatlarımızdan, yoksa biz mi uçmaktan vazgeçiyoruz? Sizin de 'hem git hem kal' denilen anlarınız oldu mu?
Bazen en zor savaş, kendi kanatlarınla başkalarının duvarları arasında kalmaktır.
#uçmak #gitmek #kalmak
Bana "neden uçmuyorsun" diye soruyorlar.
"Kanatların var, gökyüzü orada, herkes bulutların arasında kendine bir yol çizdi, sen neden hala yerdesin?" diyorlar.
Söyledikleri o kadar doğru ki, kendi içimde haklı buluyorum onları.
Sonra bakıyorum; dışarıda hayatın sesine, kalabalığın ritmine, arkadaşlıkların sıcaklığına... İçim gidiyor. Bir adım atıp eşiğe çıkmaya yeltendiğimde ise tanıdık bir ses yankılanıyor odamın duvarlarında: "Otur oturduğun yerde, daha yapacak işlerin var."
Bazen hayat, sizi bir kafesin içine koyup kapısını ardına kadar açan ama aynı zamanda "sakın çıkma, çıkarsan düzen bozulur" diye gözdağı veren bir bilmece gibi. Çıkmazsan "neden burada paslanıyorsun" diye suçlanıyorsun; çıkmaya kalkarsan "buradaki sorumluluklarını kim bırakıp gidiyor" diye yadırganıyorsun.
Anladım ki; herkesin "yürü" demesi, gerçekten gitmenizi istedikleri anlamına gelmiyormuş. Bazıları, sizin olduğunuz yerde, sadece onların çizdiği sınırlar içinde kalmanızı izleyerek kendilerini güvende hissediyor.
Şimdi odamın camından dışarıyı, o hiç gidemediğim ama hayalini kurduğum sokakları izliyorum. Yazdığım satırlarda, kurguladığım karakterlerin dünyasında kendime o özgürlüğü tanıyorum. Çünkü gerçek dünyada kapılar kilitliyse, kalemimle kendi gökyüzümü çizerim.
Belki bir gün, eşiği geçmek için kimsenin onayına ihtiyaç duymadığım o vakit gelir. O zamana kadar, duvarlarıma kendi hayallerimi resmetmeye devam edeceğim.
Peki sizce, uçmamızı isteyenler mi daha çok korkuyor kanatlarımızdan, yoksa biz mi uçmaktan vazgeçiyoruz? Sizin de 'hem git hem kal' denilen anlarınız oldu mu?
Bazen en zor savaş, kendi kanatlarınla başkalarının duvarları arasında kalmaktır.
#uçmak #gitmek #kalmak

6 beğeni0 yorum