Dolunayım profil fotoğrafı

@Dolunayım

Şimdi size bir anımı anlatmak istiyorum niye anlattın diye sormayın canım sıkılıyor.

Şimdi günlerden veya yıllardan kaçtı hiçbir fikrim yok ama o zamanlar çok küçük olduğumu biliyorum.

Ben küçükken köy yerinde büyük bir teyzem tek yaşardı; evi köyün içindeydi, bizim ev ise köyün dışındaydı. İşte diğer teyzemgiller hep birlikte büyük teyzeme gelmişlerdi, haliyle annem de gitti. Ben de gittim çünkü kuzenlerim de gelmişti, o zamanlar çok küçüğüz tabii.

Annemgiller konuştuktan sonra kalkma vakti geldi. Saat akşamın ya 22.00'si ya da dokuzuydu.

Diğer teyzoşlar da büyük teyzemgilde bir gün kalmak istediklerinden gece orada kaldılar. Kuzenlerim annemi ikna etmek için benim de kalmamı istediler; öyle bir yalvardılar ki annem en son kabul etti. O zamanlar da mı suskunmuşum olum ben? Sesimi kim aldıysa Allah belasını versin diyorum!
Diğer teyzelerin niçin geldikleri hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum; ya sıradan bir misafirlik ya da tütün vakti olması lazım, çünkü yaz aylarındaydık.


İşte büyük teyzemin damında uyumak için yukarı çıktık. Biz dört kuzen aynı yatağa girmiş uyumaya çalışıyoruz. Bilmiyorlar ki kafada bir senaryo kurmam lazım, ancak öyle uyurum ben. Sessiz bir şekilde onlar kendi kendilerine fısır fısır konuşurken, ben uyumak için senaryo kuruyordum.

O zamanlar da şizofrenmişim lan, haberim yok! Her neyse, onlar benim kendilerini dinlediğimi sanarken, ben tamamen kendi dünyamda uykuya hazırlanıyordum. Daha sonra büyük kuzenim olan —yani abimiz oluyor, büyük teyzemin oğlu— bizi susturmak için "Susun bakayım, uyuyun; bakın çiçek uyumuş" dedi. Gülmemek için kendimi zor tutmuştum o gün, çünkü gözlerim kapalı uyuduğumu sanan bir millet vardı başımda.

İşte sabah oldu, güneş tepede sanki beni yakmak için açmıştı. Yan tarafıma baktım, kuzenlerle ilgili hiçbir iz yoktu. Gözlerimi tekrar açtım, yoklardı. Dedim herhalde aşağı inmişler, ben de kalktım. Merdivenlerden aşağı inmek için resmen oturarak iniyordum, çünkü o merdiven biraz tehlikeliydi; dışarıda olduğu için korka korka iniyordum (şşş, kimseye söylemeyin ha!).
Büyük kuzenim abiye göründüm. Günaydın demesi ile irkilerek aşağıya baktım.

Hiçbir şey demedim, sadece etrafıma baktım; diğer üçlü kuzenler yoklardı. Abiye dedim ki: "Fidanlar nereye gittiler?" ( İsimleri fidan değil o anlık aklıma gelen isim)

O da bana bakarak "Eve gittiler" dedi. Nasıl eve gittiler? Ben burada kalmış olamam olum, nasıl uyumuşum ben, nasıl sessizce uyanıp gitmişler? Beynime vurulmuşa dönmüş şekilde kuzenime baktıktan sonra aşağı indim.

Madem gitmişler, benim burada kalmama da gerek kalmadı diye içimden geçiştirerek ayakkabılarımı giydim ve evin yolunu tuttum. Büyük abi "Gel kahvaltı yap" dese bile durmadım; ne kahvaltısı olum, beni burada bırakıp gitmişler, bana kahvaltı diyor!

Köyü tam bilmesem de o küçük halimle evin yolunu bildiğim için yola çıkmıştım. Küçük ayaklarım ile sanki yanımda bir arkadaşım varmış gibi söylene söylene gidiyordum. Dışarıdan deli görünmemi bile algılamadan yürüyordum.

Bir daha kuzenlere bile güvenmeyeceğim hakkında kendi kendime sırıtarak gidiyordum, hatta içimden konuşan o hayali arkadaş bile onlara söyleniyordu. Tek başınasın kızım. Köyün içinden tek başıma eve doğru gitmiştim.




















Okuduğunuz için teşekkür ederim 😊

#anılar #dolunayım
2 beğeni0 yorum