@MaHLuK
Bu mektubu yazmaya başladığımda saat kaçtı bilmiyorum. Zaten bir süredir zamanın anlamını kaybettim.
İnsan bazı şeyleri anlatmaktan vazgeçince, etrafındaki dünya da yavaş yavaş sessizleşiyor. Telefon çalıyor, insanlar konuşuyor, şehir yaşamaya devam ediyor. Ama bütün bunlar sanki başka bir odada oluyormuş gibi.
Beni tanıyanlar belki de en çok buna şaşıracak.
“Hiç belli etmiyordu.”
Evet. Belli etmiyordum.
Çünkü insan bazen yardım istemeyi bile kendine yakıştıramıyor. Güçlü görünmek kolaydı. “İyiyim” demek, gerçeği anlatmaktan çok daha kolaydı.
Sana kızgın değilim.
Kimseye kızgın değilim.
Hatta geriye dönüp baktığımda, bana iyi gelen insanları hatırlıyorum. Söyledikleri küçük sözleri, farkında olmadan yaptıkları iyilikleri… Belki de insanın aklında en son kalan şey büyük olaylar değil, küçücük ayrıntılar oluyor.
Bir kahvenin kokusu.
Eski bir şarkı.
Birinin kapıyı açarken gülümsemesi.
Yağmurdan sonra ıslanan kaldırımlar.
Bunların hepsi hâlâ güzel.
Sorun belki de benim artık güzelliklerin içinde kendime bir yer bulamamam.
Benden geriye yalnızca iyi şeyleri hatırlamanızı isterdim. Kırdığım insanlardan özür dilerim. Sustuklarımdan dolayı beni yanlış anlayanlardan da…
Ama en çok şunu söylemek isterdim:
Keşke daha önce konuşsaydım.
Keşke “iyiyim” demek yerine bir kere olsun “yardıma ihtiyacım var” diyebilseydim.
Belki bazı hikâyeler, insan onları bitirdiğini sandığı anda bile yeniden başlayabilir.
Bunu bilmiyorum.
Sadece çok yoruldum.
Ve ilk kez, yorulduğumu saklamak istemiyorum.
İnsan bazı şeyleri anlatmaktan vazgeçince, etrafındaki dünya da yavaş yavaş sessizleşiyor. Telefon çalıyor, insanlar konuşuyor, şehir yaşamaya devam ediyor. Ama bütün bunlar sanki başka bir odada oluyormuş gibi.
Beni tanıyanlar belki de en çok buna şaşıracak.
“Hiç belli etmiyordu.”
Evet. Belli etmiyordum.
Çünkü insan bazen yardım istemeyi bile kendine yakıştıramıyor. Güçlü görünmek kolaydı. “İyiyim” demek, gerçeği anlatmaktan çok daha kolaydı.
Sana kızgın değilim.
Kimseye kızgın değilim.
Hatta geriye dönüp baktığımda, bana iyi gelen insanları hatırlıyorum. Söyledikleri küçük sözleri, farkında olmadan yaptıkları iyilikleri… Belki de insanın aklında en son kalan şey büyük olaylar değil, küçücük ayrıntılar oluyor.
Bir kahvenin kokusu.
Eski bir şarkı.
Birinin kapıyı açarken gülümsemesi.
Yağmurdan sonra ıslanan kaldırımlar.
Bunların hepsi hâlâ güzel.
Sorun belki de benim artık güzelliklerin içinde kendime bir yer bulamamam.
Benden geriye yalnızca iyi şeyleri hatırlamanızı isterdim. Kırdığım insanlardan özür dilerim. Sustuklarımdan dolayı beni yanlış anlayanlardan da…
Ama en çok şunu söylemek isterdim:
Keşke daha önce konuşsaydım.
Keşke “iyiyim” demek yerine bir kere olsun “yardıma ihtiyacım var” diyebilseydim.
Belki bazı hikâyeler, insan onları bitirdiğini sandığı anda bile yeniden başlayabilir.
Bunu bilmiyorum.
Sadece çok yoruldum.
Ve ilk kez, yorulduğumu saklamak istemiyorum.
1 beğeni0 yorum