@Narin
Çöküş zamanlarında ya da hayatlarının herhangi bir diliminde kendi kendine teşhis koyanlar aslında çok büyük bir hata yaptığının farkında değil. Siberkondri.
İnsan beyni en tehlikeli ve bir o kadar da en saf organdır. Ona neyi verirsen kaydeder, görmek istediğini gösterir, olayları çok başka boyuta taşıyabilir. Zaten düşünürseniz yüksek ihtimalle hayatınızda illaki yaşadığınızı fark edeceksiniz.
Çok kötü dönemden geçen çoğu kişinin yaptığı bir hata kendine teşhis koymasıdır. "Ben depresyondayım, ağır bir majör depresyon geçiriyorum" gibi. Keşke depresyon ve majör depresyon sanıldığı gibi kolay ruhsal bozukluklar olsaydı. İnsanlar kendilerine bu teşhisleri koyup, inanıp, ona göre şekillenmekten başka bir şey yapmıyorlar.
İnsan beyni en tehlikeli ve bir o kadar da en saf organdır. Ona neyi verirsen kaydeder, görmek istediğini gösterir, olayları çok başka boyuta taşıyabilir. Zaten düşünürseniz yüksek ihtimalle hayatınızda illaki yaşadığınızı fark edeceksiniz.
Çok kötü dönemden geçen çoğu kişinin yaptığı bir hata kendine teşhis koymasıdır. "Ben depresyondayım, ağır bir majör depresyon geçiriyorum" gibi. Keşke depresyon ve majör depresyon sanıldığı gibi kolay ruhsal bozukluklar olsaydı. İnsanlar kendilerine bu teşhisleri koyup, inanıp, ona göre şekillenmekten başka bir şey yapmıyorlar.
7 beğeni1 yorum
Yorumlar
Hayata hangi yönden bakarsan, bir noktada hayatı da o yönde şekillendirmeye başlıyorsun. Beynin en saf taraflarından biri de aslında her şeyi kaydetmeye ve tekrar etmeye ne kadar açık olması. Olumsuzluklara sürekli odaklanırsan zihnin de onları daha fazla görmeye başlıyor; şükretmeye, güzellikleri fark etmeye odaklandığında ise şükredecek daha çok şey fark ediyorsun. Bu yüzden kendimize söylediklerimize ve sürekli düşündüğümüz şeylere dikkat etmemiz lazım. Günün sonunda her şey düşüncede bitmiyor belki ama düşüncelerimiz, olayları nasıl algıladığımızı ve onlara nasıl karşılık verdiğimizi ciddi şekilde etkiliyor. Madem zihnimizin böyle bir gücü var, neden bunu kendi lehimize çevirmeyelim?