Okan profil fotoğrafı

@Okan

ZAYIF ADAM
BÖLÜM 1
“ÖLÜM MELEĞİ”

“Hüzün sağanağında duygularımın çaktığını duyuyorum.
Bembeyaz ışıkla aydınlanırken odam yalnızlığın gölgesini izliyorum.
Soğuk eşlik ederken, hayallerimin bodrum katındaki parmaklıklar arkasında çırpınışlarını hissediyorum.
Umut adlı çiçeğin yanımdaki saksıda çürüdüğünü fark ettim.
Geçmişim her adım attığımda ahşap tahta zeminde gıcırdarken, hatalarımı karşımda duran yaşlı ağaç dallarındaki kargalara benzetiyorum.
Evimde hayaletlerin dolaştığını düşünenler kesinlikle haklı, çünkü ruhumu azat ettim.
Anılar bazen odama sızarken, yaşamın damağımda bıraktığı tadı hatırlar gibiyim.
Hayatımdan göçüp gidenlerin bıraktığı izler ruhumun en derininde nakış nakış işlenirken…
Tek ihtiyacım bir sandalye ve bir halat.
Karanlıkla ve yalnızlıkla yankılanan o duvarlar benimle birlikte yok olurken, özlemin ve hasretin yok oluşuna da tanık olacağım ve bu hayattan göçerken yenilginin acısını son kez tadacağım…” diye düşünüyordu.

Eline aldığı sertçe düğümlenmiş bir halat, zamanın etkisiyle aşınmış ve yıpranmış ahşap bir sandalyeyle odasına çıktı.
Halatı tavana sıkıca bağladı, boğazına geçirdi ve sandalyeyi usulca ayağının altından kaydırdı.
Kısa bir acı çektikten sonra uyandı.
Gözlerini açtığında ölmediğini sanıyordu; ancak karşısında duran meleği görmüyordu.
Kafasını kaldırdı ve onu gördü.

— Sen de kimsin? diye sordu.

(Melek):
— Ben ölüm meleğiyim, dedi.

Ve devam etti:

— Sen kendini öldürmek istedin ve bunu da başardın. Ancak bir şeyi unuttun. Kendi canına kıyanların bir cezası vardır.
— Lanetleneceksin ve ruhani hayatın boyunca özgürlüğü bulana dek bu şekilde yaşayacaksın.
— Kurallar çok basit. Fani hayatın boyunca yaptıklarına devam edeceksin. Birkaç şey dışında tabii…
— Yemeyecek, içmeyeceksin. Bulunduğun evin bahçe duvarlarının dışına çıkamayacaksın. İnsanlarla konuşabilecek, hatta eşyalara da dokunabileceksin. Bir fani gibi yorulacak ve uyuyacaksın.
— Yalnız insanlara öldüğünü söylemeyeceksin. Bu kuralların dışına çıktığın takdirde seni çok büyük bir azap bekliyor.

Melek kuralları söyledikten sonra kayboldu.

Olayın şokunda olan genç adam bunların bir rüya olabileceğini düşünüyordu.
Aradan saatler geçti…
Uyanamadığını fark etti ve bu duruma anlam vermeye çalıştı. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu.
Evden çıkmayı düşündü. Merdivenlerden hızlıca inip kapıya yöneldi. Ayakları çıplak şekilde dışarı çıktı ve bahçe duvarına doğru koşmaya başladı.
Duvardan atladığı anda kendini tekrar evin kapısında buldu.
Korkmaya başlamıştı.

Bahçe kapısından insanlara bağırmaya başladı:

— Yardım edin!
— Sesimi duyan yok mu?

Yardım çığlıklarına kimse cevap vermiyordu.
Tekrar eve doğru yöneldi. İçeri girdi ve kanepeye oturdu. Tek yaptığı şey düşünmekti.
Elleri dizlerinin üstünde, kafası yere bakıyordu.
Böyle bir durum karşısında ne yapılabilirdi ki?
Aklına bir şey gelmişti. Kitaplığında bulunan bir kitapta ruhlarla ilgili bilgiler yer alıyordu.
Hızlıca kitaplığa gidip kitabı aldı. İnceledi ve okumaya başladı. Sayfaları hızlı bir şekilde çeviriyordu.
Kendi durumu hakkında bir bilgi bulmayı umuyordu.
“Geçerli nedenleri olup intihar eden insanlar iki dünya arasında sıkışıp karar vermek için bir zaman dilimine tabi tutulurlar.”
Bu cümle onun durumunu anlatıyordu.
Cümlenin devamında:
“Kişi bir takım testlerden geçirilir. Zaman dolduğunda ölüm ya da hayat onu bekler.”
Aradığı bilgiyi bulmuştu.

İki dünya arasında sıkışıp kalmıştı.
Bulunduğu durumu biraz da olsa anlamaya başlamıştı. Ancak bir yandan da bunun mümkün olamayacağını düşünüyordu.
Hâlâ tereddütleri vardı.
“Bu bir rüya olabilir mi? Bu bir rüyaysa neden bu kadar uzun?”
Kafasında birçok soru vardı.
Uzunca süre düşünmek onu yormuştu.
Kanepeye uzanarak derin bir uykuya daldı.

Uyandığında içinde bulunduğu durumu kabullenmekten başka çaresinin olmadığını anladı.
Günler geçtikçe durumuna ayak uydurmaya başlamıştı. Artık her şey daha basitti. Eski düzenine yeniden dönmüştü.
Tek farkı, meleğin de söylediği gibi hayatında sınırlar vardı.
Aslında genç adam için bu büyük bir sorun değildi.
Karısını ve çocuğunu kaybettikten sonra kendini eve kapatmış, dünyayla ilişkisini koparmıştı.
Uzun zamandır yalnızdı. Kimseyle konuşmamış, görüşmemişti.
İçine kapanık birisi olduğu için duyguları çok yoğun ve ağır yaşıyordu.
“Ölmeyi bile beceremedim ve başımı yeniden derde soktum.” diye düşündü.
Yapması gereken, kitapta yazdığı gibi olayları zamana bırakıp neler olacağını görmekti.
Öyle de yaptı.
Kanepeden kalkıp evini dolaşmaya başladı.
“Daha önce neler yapıyordum ki?” diye düşündü.
Ne yazık ki daha önce hiçbir şey yapmadığının, sadece hayatını idare ettiğinin farkına vardı.
Sadece bulunduğu duruma kızıyor, özlem çekiyor ve hayatı umursamadığı konusunda kendini avutuyordu.

Her şeye en baştan başlamaya karar verdi.
Önce evini onaracaktı.
Devamlı akıp duran bir çatısı vardı.
Çatısını onarmaya karar verdi.
Yıllardır girmediği garajına doğru yöneldi.
Kapıyı açıp içeri girdi.
Her şey kazadan önceki gün bıraktığı gibi duruyordu.

“Not: Bir okur olarak devamını merak eder miydiniz?”

#kendikalemim
#yazarkafe
Okan gönderi görseli
12 beğeni0 yorum