@Scazey
İşte yine buradaydılar. Çocukluklarının beraber geçtiği o parkta, yine aynı tartışma yaşanıyordu… Yine suçlu oydu.
“Ben yoruldum artık,” derken gözlerinden düşen bir çift damla, adamın içini burkuyordu. Bir yandan hıçkırırken söylediği “Yokluğum senin için önemsiz,” cümlesi ise burkulan yeri dağlıyordu.
Adam sessizce dinliyordu. Biliyordu, hatası kendisinindi. Çünkü onun sevme şeklinin yakınlık ve derinlik olduğunu bilmesine rağmen onu defalarca aksatmıştı. Tek bir kez değil, birçok kez… Tam bir aptal gibi davranmıştı.
Kadın son kez gözlerine bile bakmadan “Artık yoruldum,” deyip arkasını döndüğü ve yürümeye başladığı anda, adamın içinde bir şeyler koptu. Onca anı, onca his… Şimdi ne olacaktı?
Asıl anlayamadığı şey şuydu: Kadın onu kendi istediği adam yapmak istemiyordu; sadece kendisini anlayıp ona göre davranmasını istiyordu. Bunu görememişti.
Bunlar saniyeler içinde aklından geçerken gözleri yaşardı. Bedeni kendiliğinden harekete geçti. Kadının kolundan tutup “Dur!” diyebildi sadece. Kadın ona bakmadı. Adam da ne diyeceğini bilemiyordu; çünkü hislerini kelimelere dökmekte hep zorlanırdı.
Ama eğer şimdi söylemezse, bir daha asla söyleyemeyeceğini hissediyordu.
“Benim için bakma ama benden kaçma,” dedi titreyen bir sesle. “Dinle… Biliyorum, defalarca bu konuşmayı yaptık ama lütfen bir kez daha dinle, olur mu? Seni ihmal ettim, biliyorum. Görmezden geldim, zaman ayırmadım. Çünkü sana istediğim zaman ulaşabiliyordum ve bu bana kolay geliyordu. Şimdi fark ediyorum ki… Seni kaybetmekten korkuyorsam bunu sana belli etmem gerektiğini bilmiyordum. Senin için daha fazla çaba göstermem, sana verdiğim değeri hissettirmem gerektiğini… Üzgünüm. Özürlerimi artık istemediğini biliyorum ama yine de dileyeceğim. Seni anlayacağım, çabamı göstereceğim, değerini belli edeceğim. Hak ettiğin her şeyi yapmak için çabalayacağım.”
Bunları anlatırken fark etmeden kadının elini biraz fazla sıkmıştı. Acıdan elinin kasıldığını hissedince tutuşunu hemen gevşetti ve yumuşak bir sesle devam etti:
“Artık senin için yaşayacağım… Bizim için yaşayacağım. Kopmayalım.”
“Ben yoruldum artık,” derken gözlerinden düşen bir çift damla, adamın içini burkuyordu. Bir yandan hıçkırırken söylediği “Yokluğum senin için önemsiz,” cümlesi ise burkulan yeri dağlıyordu.
Adam sessizce dinliyordu. Biliyordu, hatası kendisinindi. Çünkü onun sevme şeklinin yakınlık ve derinlik olduğunu bilmesine rağmen onu defalarca aksatmıştı. Tek bir kez değil, birçok kez… Tam bir aptal gibi davranmıştı.
Kadın son kez gözlerine bile bakmadan “Artık yoruldum,” deyip arkasını döndüğü ve yürümeye başladığı anda, adamın içinde bir şeyler koptu. Onca anı, onca his… Şimdi ne olacaktı?
Asıl anlayamadığı şey şuydu: Kadın onu kendi istediği adam yapmak istemiyordu; sadece kendisini anlayıp ona göre davranmasını istiyordu. Bunu görememişti.
Bunlar saniyeler içinde aklından geçerken gözleri yaşardı. Bedeni kendiliğinden harekete geçti. Kadının kolundan tutup “Dur!” diyebildi sadece. Kadın ona bakmadı. Adam da ne diyeceğini bilemiyordu; çünkü hislerini kelimelere dökmekte hep zorlanırdı.
Ama eğer şimdi söylemezse, bir daha asla söyleyemeyeceğini hissediyordu.
“Benim için bakma ama benden kaçma,” dedi titreyen bir sesle. “Dinle… Biliyorum, defalarca bu konuşmayı yaptık ama lütfen bir kez daha dinle, olur mu? Seni ihmal ettim, biliyorum. Görmezden geldim, zaman ayırmadım. Çünkü sana istediğim zaman ulaşabiliyordum ve bu bana kolay geliyordu. Şimdi fark ediyorum ki… Seni kaybetmekten korkuyorsam bunu sana belli etmem gerektiğini bilmiyordum. Senin için daha fazla çaba göstermem, sana verdiğim değeri hissettirmem gerektiğini… Üzgünüm. Özürlerimi artık istemediğini biliyorum ama yine de dileyeceğim. Seni anlayacağım, çabamı göstereceğim, değerini belli edeceğim. Hak ettiğin her şeyi yapmak için çabalayacağım.”
Bunları anlatırken fark etmeden kadının elini biraz fazla sıkmıştı. Acıdan elinin kasıldığını hissedince tutuşunu hemen gevşetti ve yumuşak bir sesle devam etti:
“Artık senin için yaşayacağım… Bizim için yaşayacağım. Kopmayalım.”
8 beğeni0 yorum