Su profil fotoğrafı

@Su

Son zamanlarda burada çok fazla din, ırk, yönelim, bakış açısı ve siyaset üzerinden ayrışma olduğunu görüyorum. Aslında farklı görüşlerden insanların bir arada bulunması gayet doğal ve güzel bir şey. Ancak sanki bu süreçte kaybettiğimiz bazı değerler var: ahlak, hoşgörü ve saygı.

Bu yazıda biraz kendi görüşlerimden bahsedeceğim. Belki beni daha iyi anlayabilmeniz için...

Ben elhamdülillah Müslümanım. İnancım benim için önemli. Ancak Müslüman olmam homofobik olduğum ya da diğer dinlerden nefret ettiğim anlamına gelmiyor. En yakın arkadaşlarımdan biri Hristiyan. Bunun yanında deist, agnostik, ateist.... ve benim gibi bazı konuları hâlâ sorgulayan Müslüman arkadaşlarım da var. İnsanları önce inançlarıyla değil, karakterleriyle tanımayı tercih ediyorum.

Hristiyan arkadaşımı arayıp bayramını kutlarım. Hatta biliyor musunuz, bu bayram sabahın erken saatlerinde beni arayıp bayramımı kutlayan ilk kişi de Hristiyan arkadaşımdı. Çünkü mesele ne olduğunuz değil, nasıl bir insan olduğunuzdur.

LGBT bireylerinin yaşam hakkını savunuyorum. Nefret etmiyorum. Dinime uygun olmadığını düşünebilirim, bu benim inancımla ilgili bir konu. Ancak sonuç olarak ben LGBT bir birey değilim ve başkalarının hayatı benim karar vereceğim bir alan değil. Bir insanın yaşam biçimine katılmayabilirsiniz, yanlış bulabilirsiniz, eleştirebilirsiniz. Fakat bu ona hakaret etmeyi, onu aşağılamayı veya nefret etmeyi haklı çıkarmaz. Ben insanların ne olduğundan çok nasıl insanlar olduklarıyla ilgileniyorum.

Beni asıl şaşırtan şey de bu.

İncil sevgiyi anlattı ama bazı Hristiyanlar sevgiyi unuttu.

Kur'an okumayı, düşünmeyi, adaleti ve merhameti öğütledi ama bazı Müslümanlar bunları uygulamayı unuttu.

Tevrat insanlara sorumluluğu ve ahlakı öğretti.

Sorun kitaplarda değil. Sorun bazen onları okuyup özünü anlayamayan bizlerde.

Bugün insanlar birbirlerini tanımadan yargılıyor, dinlemeden suçluyor, anlamaya çalışmadan nefret ediyor. Birkaç cümleyle, birkaç etiketle karşımızdaki insanı tamamen tanıdığımızı sanıyoruz. Oysa hiçbir insan tek bir görüşten, tek bir inançtan ya da tek bir kimlikten ibaret değildir.

Elbette herkes herkese saygı duymak zorunda değildir. Saygı çoğu zaman davranışlarla kazanılır. Ancak temel insan hakları, yaşam hakkı ve insanca muamele görmek saygı kazanmanın değil, insan olmanın gereğidir.

Bana göre asıl toplumsal çürüme de burada başlıyor. İnsanların farklı düşünmesi değil; farklı düşünenlere tahammül edememesi. Fikir ayrılıklarını düşmanlığa dönüştürmemiz. Herkes karşı tarafı suçlarken kendi üslubunu unutuyor. Din adına, siyaset adına, ideoloji adına birbirimizi kırıyoruz.

Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey çok basit: Aynı düşünmek zorunda değiliz. Aynı inanmak zorunda değiliz. Aynı hayatı yaşamak zorunda da değiliz. Ama birbirimizi insan olarak görmek zorundayız. Çünkü bir toplum, herkes aynı düşündüğünde değil; farklı düşünen insanlar birbirini susturmaya çalışmadığında ve insanlığını unutmadığında güçlü olur
19 beğeni2 yorum

Yorumlar

Su

@sanane sende öylesin teşekkür ederim 🥹

Su

@Lıgjt hayatın zor kısmı da bu işte... güzel günleri diliyorum. harika olan sizlersiniz... teşekkürler 🌼🫂