@azraetmoi
Genç bir avcı bir gün ormanda geyik izlerinin peşindeyken rüzgârda belli belirsiz bir ses yankılandı. Ama bu, onun durmasına yetecek kadar hoş bir melodiydi. Çalılıkların arasından süzüldü; sesin kaynağını bulmakta kararlıydı.
Bir söğüt ağacı gördü. Köklerine uzanmış, kıpkırmızı saçlı, yemyeşil gözlü bir kız vardı. Güzelliği onu büyülemişti.
“Benimle gel, kızım; söğüt yatağından gel.” diyerek çağırdı onu. Ne var ki kız ona sadece baktı ve başını salladı.
“Gör beni şimdi; burayı terk edemem. Dinle beni şimdi, seni takip etmemi benden isteme.” diyerek şarkısını mırıldanmaya devam etti.
Ama bizim oğlan çoktan vurulmuştu kıza. Yerden sarı bir çiçek buldu ve ona uzattı. Kız gülümsedi, çiçeği kulağının arkasına sıkıştırdı. Genç adam onun bu narin hâllerinden daha çok etkilendi.
“Kalbimi ele geçirdin,” dedi ona. “Ah, şimdi senin kölen olurum.”
Ancak kız, onunla asla evlenemeyeceğini söyledi. Ne yakın bir zamanda ne de uzakta.
Onu reddetmesine sinirlendi genç. Ne var ki âşık olmuştu.
“Yeşil gözlü periyi alacağım ve o benim karım olacak. Şimdi beni reddedebilir ama fikrini değiştirecek.” diye düşündü.
Eline baltasını aldı ve söğüt ağacının önünde durdu. Kız ona neden buraya geldiğini sorunca, “Seni özgür bırakacağım.” dedi.
Kız ne kadar yalvarsa da onu dinlemedi; ağacı kesti.
“Şimdi söğüdün düştü. Artık bana aitsin.” dedi kıza.
Kız, omzunun üzerinden son kez baktı ağaca. Acı bir çığlıkla yere yığıldı. Yemyeşil toprağın içinden onun yerine yakut kırmızısı bir çiçek büyüdü. Güneş tepelerin ardında batarken çiçek açmaya başladı.
Genç adam şaşkınlıkla ona baktı ve derinden bir acı duydu.
Sonra ormandan periler uçuşmaya başladı ve kızın hüzünlü şarkısını söylemeye devam ettiler...
Bir söğüt ağacı gördü. Köklerine uzanmış, kıpkırmızı saçlı, yemyeşil gözlü bir kız vardı. Güzelliği onu büyülemişti.
“Benimle gel, kızım; söğüt yatağından gel.” diyerek çağırdı onu. Ne var ki kız ona sadece baktı ve başını salladı.
“Gör beni şimdi; burayı terk edemem. Dinle beni şimdi, seni takip etmemi benden isteme.” diyerek şarkısını mırıldanmaya devam etti.
Ama bizim oğlan çoktan vurulmuştu kıza. Yerden sarı bir çiçek buldu ve ona uzattı. Kız gülümsedi, çiçeği kulağının arkasına sıkıştırdı. Genç adam onun bu narin hâllerinden daha çok etkilendi.
“Kalbimi ele geçirdin,” dedi ona. “Ah, şimdi senin kölen olurum.”
Ancak kız, onunla asla evlenemeyeceğini söyledi. Ne yakın bir zamanda ne de uzakta.
Onu reddetmesine sinirlendi genç. Ne var ki âşık olmuştu.
“Yeşil gözlü periyi alacağım ve o benim karım olacak. Şimdi beni reddedebilir ama fikrini değiştirecek.” diye düşündü.
Eline baltasını aldı ve söğüt ağacının önünde durdu. Kız ona neden buraya geldiğini sorunca, “Seni özgür bırakacağım.” dedi.
Kız ne kadar yalvarsa da onu dinlemedi; ağacı kesti.
“Şimdi söğüdün düştü. Artık bana aitsin.” dedi kıza.
Kız, omzunun üzerinden son kez baktı ağaca. Acı bir çığlıkla yere yığıldı. Yemyeşil toprağın içinden onun yerine yakut kırmızısı bir çiçek büyüdü. Güneş tepelerin ardında batarken çiçek açmaya başladı.
Genç adam şaşkınlıkla ona baktı ve derinden bir acı duydu.
Sonra ormandan periler uçuşmaya başladı ve kızın hüzünlü şarkısını söylemeye devam ettiler...


20 beğeni0 yorum