@azraetmoi
Efsaneye göre bir zamanlar María adında güzel bir köylü kadın yaşardı.
Günlerden bir gün kader, karşısına zengin ve güçlü bir adam çıkardı. María bu adamla evlendi; bir zamanlar kalbi umutla dolu, yuvası ise kahkahalarla şen bir yerdi.
İki çocuk…
Onlar onun dünyası, kalbi ve her şeyiydi.
Fakat sevdiği adamın kalbi zamanla ondan uzaklaştı. Ve bir gün… María kaderin en acı sahnesine tanık oldu. İki çocuğunu da alıp nehir kıyısında yürüyüşe çıkmıştı ki kocasını, genç ve güzel bir kadınla arabaya binerken gördü.
Öfkesine yenik düşerek iki çocuğunu da nehre atıp boğdu.
Ve ardından o korkunç fark ediş geldi.
Çığlıkları gökyüzünü yararcasına yükseldi:
“¡Ay, mis hijos…!”
Derler ki o geceden sonra María ne yaşamayı başarabildi ne de ölmeyi. Bazı anlatılara göre acısına dayanamayarak kendini de aynı sulara bıraktı. Ama ölüm bile ona huzur vermedi.
Ruhu arafta kaldı.
Artık o, beyazlar içinde dolaşan bir gölgedir. Ay ışığında nehir kenarlarında belirir; saçları rüzgârla savrulur ve sesi… insanın içine işleyen bir ağıt gibi yankılanır.
Kimi der ki diğer tarafa geçebilmesi için çocuklarını bulması gerekir. Kimi ise bunun sonsuza dek sürecek bir ceza olduğunu söyler.
Söylenceye göre geceleri nehir kıyısında duyulan bu ağıtlar, beyazlar içindeki María’nın hayaletine aittir. Onun bu acı dolu feryatları, zamanla ona “Ağlayan Kadın” adının verilmesine neden olmuştur.
Günlerden bir gün kader, karşısına zengin ve güçlü bir adam çıkardı. María bu adamla evlendi; bir zamanlar kalbi umutla dolu, yuvası ise kahkahalarla şen bir yerdi.
İki çocuk…
Onlar onun dünyası, kalbi ve her şeyiydi.
Fakat sevdiği adamın kalbi zamanla ondan uzaklaştı. Ve bir gün… María kaderin en acı sahnesine tanık oldu. İki çocuğunu da alıp nehir kıyısında yürüyüşe çıkmıştı ki kocasını, genç ve güzel bir kadınla arabaya binerken gördü.
Öfkesine yenik düşerek iki çocuğunu da nehre atıp boğdu.
Ve ardından o korkunç fark ediş geldi.
Çığlıkları gökyüzünü yararcasına yükseldi:
“¡Ay, mis hijos…!”
Derler ki o geceden sonra María ne yaşamayı başarabildi ne de ölmeyi. Bazı anlatılara göre acısına dayanamayarak kendini de aynı sulara bıraktı. Ama ölüm bile ona huzur vermedi.
Ruhu arafta kaldı.
Artık o, beyazlar içinde dolaşan bir gölgedir. Ay ışığında nehir kenarlarında belirir; saçları rüzgârla savrulur ve sesi… insanın içine işleyen bir ağıt gibi yankılanır.
Kimi der ki diğer tarafa geçebilmesi için çocuklarını bulması gerekir. Kimi ise bunun sonsuza dek sürecek bir ceza olduğunu söyler.
Söylenceye göre geceleri nehir kıyısında duyulan bu ağıtlar, beyazlar içindeki María’nın hayaletine aittir. Onun bu acı dolu feryatları, zamanla ona “Ağlayan Kadın” adının verilmesine neden olmuştur.

20 beğeni2 yorum
Yorumlar
her güzel şeyin bir sonu varmış..
@Samanyolu öyle...