edamai profil fotoğrafı

@edamai

Selamlar,
Haberleri takip eden ve neredeyse gündeme bağlı yaşayan fazlasıyla insan olduğunu biliyorum. Aynı zamanda pazartesi günü eğitimin devam edeceğini bildiğimiz gibi. Bu süreçte hepimiz sosyal medya aracılığıyla platformlarda ya ses çıkardık ya da ses çıkaranlara destek olduk. Toplumsal olaylara duyarlı ve farkındalığı yüksek insanlar görmek, hala bir nebze umudun ve iyiliğin göstergesi.

Kendi adıma söyleyebilirim ki burada fazlasıyla yaşıtım olan ya da olmayan insanla konuşma ve tanışma fırsatım oldu. Ortak olarak gördüğüm şey geleceğe karamsar yaklaşan, kendi içinde tutunacak bir dal arayan, hayatında iletişimin yokluğunu çekmiş, bir beklentisi olmayan ya da olacağına dair umudunu yitirmiş insanlar oldu. Esasında ve maalesef böyle hissetmekte sonuna kadar haklı olmaları can yakan mesele. Çünkü, "Böyle düşünüyorsun ama bak, bu güzellikleri göz ardı ediyorsun," diye göstereceğimiz örneklerin sayısı her geçen gün azalıyor.

İşte tam bu noktada gençler eğitime dört kolla sarılıyor. En azından emek verip kazandığında 'geleceğini kurtaracağın' anahtar, ülkede buradan geçiyor. Şimdi gençlerden o dal da alınmaya çalışılıyor.

Nereden nasıl devamını getirsem bilmiyorum, yanlış ifade etmekten çekiniyorum. Ancak bir çocuğun okuldan korkması bu yazıyı yazmaya itiyor beni. Eğitim, okul, arkadaşlık gibi kıymetli kavramlara korkuyla yaklaşılması rahatsız ediyor. Çünkü okul, aileden sonra asıl eğitimin işlendiği, hayatı keşfettiği, sosyal çevre edinip hayal dünyasını genişlettiği bir yerdir. Bu değerlerin üzerinin karalanması sadece sistemin değil verilen güvenin de yıkılmasıdır.

Toplumsal duyarlılık burada devreye giriyor. Küçüğü büyüğü demeden asıl sorunun içten içe fark ediliyor olması, aslında hala umudu gösteriyor. Çünkü eğitimi en büyük güvence görürken, artık okulda bile ilk adımın hayatta kalmak olduğunu korkunç bir şekilde tecrübe ettik. Burada bazı detaylara değinmek istiyorum.

Lütfen çevrenize baktığınızda size tekin gelmeyen ya da sizi rahatsız hissettirecek kişilerden kaçının. İnsan özellikle küçük yaşlarda herkesi kendi gibi zannediyor. "Benim ailem bana bunu öğretti,o da biliyordur. Ben doğru ve yanlış konusunda böyle düşünüyorum, o da öyle düşünüyordur." Algısını anlıyorum çünkü bu henüz farklı ihtimallerin varlığıyla tanışmamış masumiyetten gelir. Herkesin sizin gibi düşünmediğini ve hissetmediğini zamanla tecrübe edersiniz ancak o zamana gerek kalmadan çok net söyleyebilirim ki durum öyle değil. Her iyilik nedensiz her samimiyet sevgiden kaynaklı değildir. Bu yüzden arkadaş edinirken gerek okulda gerek sosyal medyada olabildiğince o kişiyi hemen hayatınıza dahil etmeyin. İyiliği size göre değil, yaptıklarıyla şekillensin, sürece güvenin.

Her daim iletişimde olacağınız bir yakınınız olsun. Bu kişi aileden anne, baba, abla ya da abi olabilir. Mümkün mertebe size yakın olan, anında ulaşacağınız bir kişiye hayatınızdaki tüm gelişmelerden bahsedin. Eminim en azından bir kişi dahi olsa böyle biri hayatınızda vardır. Ancak yoksa öğretmeninize anlatmaktan çekinmeyin. "Bir şey olmaz, hallolur," diye düşünmeyin, haber verin. Niyetim halihazırda yerleşen korkuya bir kürek daha atmak değil ancak görüyoruz ki iletişimsizlik ve tek başına sorunların üstünden gelinmeye çalışılması mümkün değil.

Fevri hareket etmeyin. Farkındalığınızın yüksek olması kıymetli ancak sosyal medyada ses çıkarırken maalesef dikkat etmek gerekiyor. Özellikle kişi duyduğu öfkeyle sosyal medyada kendini zan altında bırakacak şekilde hareket edebilir. Her denilene uyarak galeyana gelmeyin. Şu an sosyal medyada o kadar bilgi kirliliği var ki, kim ne duyduysa bölük pörçük anlatıyor ve herkes peşinden gidiyor. Bu yüzden sakin kalmak, farklı kaynaklardan sorgulamak önem teşkil ediyor. Böylece o duyarlılığı daha doğru yansıtmış oluruz.

Etraf panelci ve tehditle kaynıyor. Bilmediğiniz gruplara her ne sebepten olursa olsun girmeyin, gelen mesaja itibar etmeyin. "Ama arkadaşım tanıyor," demek de bu durumu güvenli yapmıyor. Arkadaşın ne kadar biliyor, kimleri tanıyor, onu tehdit mi ettiler ya da yalan mı söylediler? Bu yüzden lütfen ne kadar yakınınız olsa da hayır demesini bilin. Kimseye karşı "ne dersem kabul eder" gibi bir profil oluşturmayın.

Tam bu sebeple sınırlarınız olsun. Diyelim ki üç şeritli bir sınırınız var, bunu güzelce belirleyin. Sarı (genel tanıdıklarım) sınır, burada sınıf arkadaşlarınızı ya da konuştuğunuz insanları kapsayan sınır. Mavi ( yakından tanıdıklarım) sınır, daha çok yaşantınıza hakim olan, ailenizi bilen ve güvendiğiniz kişilerin olduğu sınır. Kırmızı ( birinci dereceden tanıdıklarım) ise artık ailenizin olduğu, sözlerinin doğruluğundan yüzde yüz emin olduğunuz kişilerin olduğu sınır. Hayatınızdaki insanları bu tarz sınırlara tabi tutmak işinizi kolaylaştırabilir.

Söylenecek daha çok şey var, biliyorum. Ancak dahası için ne gerekli bilgim ne de yetkinliğim var. Özellikle olayın psikolojik açıdan bıraktığı travma hakkında konuşacak bir uzman değilim. Bir abla, kardeş ya da arkadaş olarak kısaca bahsetmek istedim. Farklı bakış açılarına açık ve öğrenmeyi seven biriyim. Bu yüzden, "Bu konuda ben böyle düşünüyorum çünkü... " şeklinde başlayan fikirlerinize açığım. Okuyan arkadaşlar tek bir doğrunun ya da bakış açısının olmadığını görmüş olurlar.

Ayrıca aramızda psikolog arkadaşlar varsa göz atabilir 🩷
edamai gönderi görseli 1
13 beğeni2 yorum

Yorumlar

takatuka

bir kaç okuduğum yapıcı yorumlardan birini yapmışsın, ne güzel yapmışsın. kalemine sağlık.

edamai

@takatuka teşekkür ederimm, elimden geldiğince doğru ifade etmeye çalıştım 🩷