gizemvnr profil fotoğrafı

@gizemvnr

13.11.2007
MEÇHUL YOLCULUK

Canım anneciğim,

Bak işte havalar soğudu. Soğuk soğuk rüzgarlar esiyor, üşüyorum, üstümü örtsene anne diyemiyorum.
Ağlıyorum, gözlerimin yaşı kurumuyor anne...

Yağmur yağıyor, çoraplarım ıslanıyor, ayaklarım üşüyor, hasta olurum diye korkuyorum anne...
Doktora da gidemem, sağlık ocağının yolunu bilmiyorum ki tek başıma nasıl giderim anne...
Doktor amcaya derdimi de anlatamam, ilaç bile alamam anne...

Akşam oldu, hava karardı yine yağmur yağmaya başladı. Şimşekler çakıyor, gök gürlüyor çok korkuyorum anne...

Işıl annesinin kucağına sığındı. Ben sığınacak bir dal bulamadım. Kader dedikleri bu mudur anne?
Oysa sen yanımda olsaydın hiç korkar mıydım anne...Kucağına atlardım korurdun beni, ağlamazdım, sıkı sıkıya sarılırdım sana.
Bir melek gibi üzerime titrer kanat gererdin.

Dün Işıl'ın annesi doktora gitti. Ardından ağladı. Avutamadım ama bir türlü, kucağıma almak istedim, gücüm yetmedi.
Ağladı, çok ağladı geleceğini bildiği halde. Bende ağladım, ikimiz birlikte ağladık.

Bir hafta önce sende doktora gidiyorum demiştin. Işıl'ın annesi hemen geldi sen gelmedin anne...
Yoksa çok mu hastaydın da gelemedin.
Hala iyileşemedin mi anne...

Bugün sokakta oynarken yere düştüm, ördüğün yün eteğim kirlendi, temizlemeye çalıştım ama beceremedim.
Bir köşede ağlayarak hep seni bekledim ama gelmedin anne...

Dört yaşındayım anne. Hiçbir şeye aklım ermiyor, kimselere derdimi anlatamıyorum, dilim dönmüyor bir türlü.
Annem beni bir köşede bırakıp uzaklara gitti, bir daha geri dönmeyecek diyorum işte.

Bazen bana aldığın oyuncaklarla oynuyorum. Şunu, şunu, şunu da annem aldı diyorum kendi kendime, sonunda usanıyorum tabii.
Ben sensiz duramam, kanadım kolum kırık sanki. Ne uçabiliyorum ne de koşabiliyorum.
Mahzun mahzun olup bitenlerden habersiz yaşlı gözlerle çocukların annelerine bakıyorum hep.

Işıl'ın, Atakan'ın annesi var... Onlar çocuklarını yalnız bırakmıyorlar, çocuklarını çok seviyorlar, öpüyorlar, kokluyorlar.

Ben onları hep kıskanıyorum anne...
Ellerimi dudaklarıma götürerek sessizce onları seyrediyorum.

Gözlerimi çocukların annelerinden alamıyorum bir türlü. Aralarında bir sen yoksun anne...
Duygulanıyorum işte, senin hayalini gözlerimde canlandırıyor, bir gün benim annemde gelecek diyorum kendi kendime.
Çünkü ben sağlık ocağına gidiyorum, akşama gelirim demiştin anne...
Ben hep o günü bekliyorum anne...

Bu sözlerini bir türlü unutamıyorum anne, ha geldi ha gelecek diye umutla kapıya bakıyorum anne...

Unuturum diye korkuyorum, fırsat buldukça albümdeki resimlerine bakıyorum anne...
Gözlerimi gözlerinden ayıramıyorum, öylesine güzel ki gözlerin baktıkça eriyorum, günden güne tükeniyorum anne...

Evimizin önünden satıcılar geçiyor, çocukluk işte canım hepsinden istiyor. Yine gözlerim doluyor, seni düşünüyorum, ağlıyorum.
Ağlamak benim kaderim mi anne?

Geceleri uyumak istemiyorum, korkunç rüyalar görüyorum kan ter içinde uyanarak sana sarılmak istiyorum ama seni yanımda
bulamıyorum, hıçkıra hıçkıra ağlayarak yorganı başıma çekiyorum anne...

Dün yine seni gördüm rüyamda, köpekler ayağını ısırmış damla damla kan akıyordu.
Ne kadar üzüldüm bilemezsin. Bunun bir rüya olduğunu bildiğim halde yine de ağladım.

Ben sabahları erkenden uyanıyorum. Evin içi sessiz ve sakin, herkes sıcacık yatağında mışıl mışıl uyuyor.
Bomboş gözlerle onları seyrediyor yüreğim cız diye yanıyor anne...
Yapayalnız, umutsuz bir şekilde öylece duruyorum işte.

Bir müddet sonra Işıl, annesinin kucağında yukarıya çıkıyor, oynarım diye öyle seviniyorum ki.
Bir an her şeyi unutacağımı sanıyorum, yine aldandığımı anlıyorum.
Hüzünleniyorum anne...

Ben seni nasıl unuturum, mümkün mü anne...

Sabah kahvaltısını da tek başıma yapamıyorum, beceremiyorum işte küçücük ellerimle süt bardağını tutamıyorum.
Sofraya döküyorum çoğu kez.

Bardaktaki çayın şekerini de karıştıramıyorum, eritemiyorum bir türlü. Acı acı içmek zorunda kalıyorum.
Yine aklıma sen geliyorsun. Ağlamaklı gözlerle sofrada çayımı yudumlayanları seyrediyorum anne...

Oynarken yere düşüyorum. Beğenerek aldığın elbiselerim kirleniyor. Sırtımdan çıkarıp atamıyorum. Çünkü onları sen almıştın bana...
Nenem banyomu yaptırırken aklıma sen geliyorsun, burcu burcu kokan şampuanlarla yıkar, en güzel elbiselerimi giydirir,
saçlarımı tarardın.
Bunları unutmak kolay olmuyor anne...

Dün sobayı kurdular. İyi de ettiler çünkü karnım ağrıyordu. Üşüttüm herhalde. Gürül gürül yanan sobanın başına oturdum,
ayağımı ısıttım iyi geldi. Artık karnım ağrımıyordu.

Dedemle nineme teşekkür ettim. Amcalarımla halalarım da çok iyiler. Adeta üzerime titriyorlar, bir dediğimi iki etmiyorlar.
Beni çok şımartıyorlar.
Sensiz hiçbir şeyin anlamı yok ki...

Atakan ve Işıl'ın doğum günlerini kutluyorlar. Anneleriyle babaları çocuklarını ortalarına alıp resim üstüne resim çektiriyorlar.
Onların resimlerine bakarken yüreğime bir hançer saplanıyor...
Bir köşeye çekilip kara kara düşünüyorum anne...
Seni bir türlü unutamıyorum unutamıyorum işte...anne.

Küçük Gizem’e

Feyyaz A.

Sevgili dedeciğim,
Henüz ben daha düzgün bir cümle bile kuramazken, duygularıma tercüman olduğun ve bu satırları yazıp bana senden bir hatıra bıraktığın için çok teşekkür ederim.❤️
13 beğeni0 yorum