@melankoli
İse gitmen gerekiyor geç kaldın, hızlı giderken yetişmeye çalışan minik bir beden fark ediyorsun. Adımlarını yavaşlatıp sana yetişmesini sağlıyorsun. Senin bir adımın onun iki üç adımı, boynunda beslenme çantası takılmış senin güvencinle yürüyor yolda. Aynı istikamette gittiğiniz belli. Yine normal bir şekilde yürürken aniden aklına Osmanlı zamanında adımlarını çocukların adımlarına eşitleyip bir nevi saygı gösterecek kadar değerli bir dönemdeki hareket geliyor. Adımlarını o miniğe göre ayarlıyorsun. Hissediyor belki, bu yüzden adımlarını hızlandırıyor. Sende adımlarını hızlandırıp aynı hizaya gelmeye çalışıyorsun. Ve bu onu bir oyuna çevirip hafif koşuyor, kapıya ilk yetişen kazanır. Söylenerek anlaşılan bir oyun değil, hislerle bir anda ortaya çıkan bir oyun. Tebessüm oluşuyor dudaklarında, masumluğuna etkileniyorsun kim bilir. Sonra koşmaya başlayınca minik beden, sende oyuna eşlik edip yaşını unutup onun geçmek ister gibi ama asla geçmeye niyetli değil. Sonra o kapıya senden önce gelince durup arkasını dönüp sana bakarken tebessüm ediyor, işte o an kalbine giden bir sıcaklıkla eğilip yanaklarından öpüp okula giriyorsunuz.
5 beğeni0 yorum