@otopsicireiss
Sponville tanrı meselesini kesin bir cevapla değil, insan bilgisinin trajik sınırlarıyla ele alır. Çünkü Tanrı sorunu çoğu zaman ontolojik bir problemden çok epistemolojik bir çıkmazdır. İnsan bilmek ister; fakat bilginin ufku her zaman varoluşun kendisinden daha dardır. Bu yüzden Tanrı’nın varlığına dair soru aslında şuna dönüşür: İnsan, varlığın nihai nedenini bilme kudretine sahip midir? Kant’ın da bahsettiği gibi İnanca yer açmak için bilgiyi sınırlamak gerekir. Çünkü akıl, fenomenlerin dünyasında işler; fakat varlığın nihai nedeni fenomenlerin ötesindedir. İnsan evreni açıklayabilir ama niçin var olduğunu açıklayamaz. “Neden hiçbir şey yerine bir şey var?” sorusu tam da bu yüzden felsefenin en ürpertici sorusudur. Wittgenstein ‘in de dediği gibi Tanrı’ya inanmak, yaşamın anlamını göstermek demektir. Çünkü Tanrı düşüncesi çoğu zaman evrenin açıklaması değil, insanın varoluşa yönelttiği anlam arzusunun metafizik biçimidir. İnsan mutlak nedeni bilmediğinde bile, onu düşünerek varoluşun kaosuna bir yön vermeye çalışır. Ama belki de daha sarsıcı olan şu ihtimaldir: Evrenin var olması için mutlaka bir açıklamaya ihtiyacı olmayabilir. Belki varlık, açıklanması gereken bir olay değil, yalnızca kabul edilmesi gereken bir olgudur. Bu durumda Tanrı sorusu bile varlığın gizemini çözmez; sadece onun etrafında dolaşır. Ve belki de insan bilincinin trajedisi tam burada başlar:Varlığı anlamaya çalışan akıl, sonunda kendi sınırlarını keşfeder. Çünkü evrenin en derin sırrı, belki de çözülemeyecek kadar basit bir hakikattir. Varlık vardır!
#tanrı #sponville
#tanrı #sponville

14 beğeni0 yorum