varolanmucize profil fotoğrafı

@varolanmucize

Vaktiyle, kalbi ince bir cam gibi olan bir insan vardı. Nereye gitse, eline alan parmak izini bırakıyor; kimi hoyratça tutuyor, kimi merakla çevirip bakıyor ama hiçbiri “işte bu” demiyordu. Birileri yüzüne bakıp hüküm veriyor, suretini tartıyor, eksik buluyordu. Başkaları içini açtırıyor, duygularını konuşturuyor, sonra söylediklerini bir mendil gibi kullanıp kenara bırakıyordu. Dışıyla yargılanıyor, içiyle tüketiliyordu.
Her gidişinde omuzları biraz daha düşüyor, adımları biraz daha ağırlaşıyordu. Kapı eşiğinden çıkarken hep aynı cümle dolanıyordu zihninde:
"Keşke böyle olmasaydım."
Aynalara küstü bir süre. Kendi sesini bile fazla buldu. Değiştirilebilecek ne varsa değiştirmeyi düşündü; bakışını, susuşunu, gülüşünü… Belki biraz daha az konuşsa, belki biraz daha çok sussa, belki biraz daha başka biri olsa… Ama ne yaparsa yapsın, kimse onu olduğu gibi kabul etmedi. Oysa istediği şey ne alkıştı ne hayranlık. Sadece sevilmekti. Sadece değer görmekti. Bir kalpte yük değil, yer olmaktı.
Olmadı.
Kalbi kırık bir testiye döndü; nereye eğilse içinden sızıntı vardı. En sonunda yoruldu insan kapılarından. Gecenin en sessiz yerinde, hıçkırıklarının arasından başını göğe kaldırdı. Sözcükler süslü değildi, duaları kusursuz değildi; ama kalbi çıplaktı.
“Rabbim,” dedi, “beni burada kırdılar. Beni bunun için üzdüler. Beni bunun için sevmediler…”
Anlattı. Uzun uzun anlattı. Kırıldığı yerleri, sustuğu anları, içine attığı cümleleri… Şüphesiz Rabbi onun gönlünü zaten biliyordu; hatta kendisinin bilmediklerini bildiğini de. Ama kulun anlatması gerekiyordu. Çünkü insan, en çok da duyulduğunu bilince iyileşirdi.
O gece şunu anladı: İnsanların sevgisi ölçülüydü; şartlıydı, bazen de hesaba dayanıyordu. Ama Rabbinin sevgisi varlığına dairdi. Performansına değil, kalbineydi. Eksiklerine rağmen değil, eksikleriyle birlikteydi.
Ve ilk defa “keşke böyle olmasaydım” demedi. Bin musibetle de olsa öğrendi bunu. Her kırılışta biraz daha O’na yaslanmayı, her reddedilişte biraz daha O’na sığınmayı… Güvenmesi gereken tek kapının O’nunki olduğunu. Var oluşunu insanların kabulüne değil, Rabbinin sevgisine bağlamayı…
O günden sonra herkes onu sevmedi belki. Ama o, kendini artık terk etmedi. Çünkü biliyordu: Bir kul, Rabbi tarafından biliniyorsa kayıp değildir. Bir kalp, O’na yaslanmışsa kırık değildir: )
10 beğeni0 yorum