@yosungozlu
Konuşamadığım zamanlar, içimde hiçbir şey olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, en kalabalık olduğum anlar hep sustuğum anlardı. Çünkü bazen kelimeler yetmiyor bazen de kelimeler fazla geliyor. O anlarda susmak, anlatamamaktan değil; anlatacak çok şey olmasından kaynaklanıyor. Sessiz kaldığımda, "önemi yok" dedim mesela. Oysa önemi vardı, hemde fazlasıyla. Sadece kırıldığımı belli etmek istemedim. Sessizliğimle," beni anlasaydın zaten sormadın ki" dedim kendime. Ama kimse bana sessizliğin tercümesini yapmadı. Herkes onu boşluk sandı. Bazı susuşlarımda yorulduğumu söyledim. Açık açık dile getirmedim ama içimde defalarca tekrar ettim."Artık gücüm kalmadı" dedim,"her şeye yetişemiyorum"dedim. Ama dışarıdan bakınca sadece sakin duruyordum. Sessizliğim, yardım istemenin başka bir yoluydu belki de. Bazen de susarak kendimi korudum. Söylesem:büyüyecek, tartışmaya dönüşecek, yanlış anlaşılacak cümleleri içimde tuttum. O anlarda sessiz bir kaçış değil, bir savunmayla kendimi daha fazla yormadan için sustum. Sessiz kaldığımda affettim sandılar. Oysa bazı şeyleri affetmedim, sadece üstünü kapattım. Bazı konuşmaları içimde yaptım, Bazı hesaplaşmaları tek başıma verdim. Kimse duymadı ama ben hepsini yaşadım. Şimdi dönüp bakınca şunu anlıyorum. Sessizliğim boş değildi. İçinde kırgınlık vardı, yorgunluk vardı, anlatılamamış cümleler vardı. Ve belki de en çok şu vardı: birinin, hiçbir şey sormadan sadece susuşumdan bile beni anlayabilmesini istemek. #blog #türkçe #türkçe Blog #Blogger #yazı #keşfett #hayata dair
13 beğeni0 yorum