yosungozlu profil fotoğrafı

@yosungozlu

İnsanların bu kadar rahat olması bana hâlâ çok tuhaf geliyor. Herkese karşı değil belki ama bazı şeylerin bu kadar kolay geçiştirilmesi, yapılanın karşılıksız kalması içimde tarif edemediğim bir boşluk bırakıyor. Sanki bir şeyler olması gerektiği gibi değil de, eksik yaşanıyor gibi. Hayatımda çok değer verdiğim biri bir gün şöyle demişti: “Ağlasan bile birinin gülmesi gerekiyorsa, gözyaşın beklesin.” Ben o sözle büyüdüm. Kendimden önce başkalarını düşünmeyi, içim kırılırken bile karşımdakini ayakta tutmayı öğrendim. Ama büyüdükçe fark ettim ki herkes aynı yerden bakmıyor hayata, herkes aynı incelikle hissetmiyor. İnsanlardan o empatiyi görememek insanı en çok yoran şeylerden biri; çünkü sen veriyorsun, anlıyorsun, susuyorsun ama bir bakıyorsun karşında o sessizliği anlayacak kimse yok. O zaman insan ister istemez soruyor: Hata bende mi, yoksa insanların duyguları gerçekten donuklaştı mı? Belki de mesele birinin yanlış, diğerinin doğru olması değil; belki de bazı kalpler daha hassas, daha derin hissediyor ve bu derinlik çoğu zaman yalnızlıkla birlikte geliyor. Küçükken büyüklerin “Eskiler çok güzeldi” dediğini duyduğumda anlamazdım, şimdi yaşım küçük olmasına rağmen o cümleyi kurarken buluyorum kendimi ve bu fark ediş insanın içine hafif bir sızı bırakıyor. Çünkü aslında özlenen şey zaman değil; insanların birbirine gösterdiği özen, anlayış ve o kaybolmuş incelik. Belki dünya değişmedi, belki insanlar da tamamen değişmedi ama bazı duygular sanki daha az görünür oldu ve biz o duygulara alışmış olanlar, eksikliğini en derinden hissedenleriz. Yine de içimde küçük bir umut var; herkes böyle değil diyen bir ses hâlâ bir yerlerde bizim gibi hisseden insanların olduğunu fısıldıyor. Belki azlar, belki sessizler ama varlar ve belki de bu yüzden bu kadar derin hissedebiliyor olmak bir eksiklik değil, aksine kaybolmaması gereken bir şey.
14 beğeni0 yorum